Kayıtlar

2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KIBRIS’IN VE DOĞU AKDENİZ’İN ENERJİ ARENASINDAKİ ÖNEMİ

Resim
Dünyada üretilebilir petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 72’lik bölümü Türkiye ve Kıbrıs’ın da yer aldığı Ortadoğu diye tabir edilen bölgede bulunmaktadır. Bölgenin enerji kaynaklarına yönelik özellikle bölge dışı ülkelerin politikaları; çatışmalara ve kargaşalara sebep olmaktadır. Bu nedenle dünya üzerinde önemli enerji kaynaklarına sahip olan bölge ülkelerinde savaşlar ve yıkımlar hiçbir zaman bitmemiştir. Günümüzde, Suriye’de uzun yıllardır devam eden iç savaş, Irak’ın kuzeyindeki siyasi ve etnik gelişmeler, ABD tarafından nükleer çalışmaları yüzünden İran’a uygulanan ambargolar ve en önemlisi de Doğu Akdeniz petrol ve gaz aramaları ekseninde şekillenen yeni ittifaklar; dünyadaki gelişmiş ülkelerin ve bölge ülkelerinin politika, ekonomi ve enerji gündemini yoğun şekilde meşgul etmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı ve diğer Uluslararası Kurum ve Kuruluşların raporlarındaki gözlemlere göre; her ne kadar yenilenebilir enerji alanındaki gelişmelerin artacağı beklense de pe...

TÜRKİYE’NİN ENERJİ ALANINDAKİ STRATEJİK HAMLELERİ

Türkiye; enerjide 1970’li yıllarda yüzde 50 civarında dışa bağımlıyken, bu oran; 1980’li yıllarda yüzde 60-65, 1990’lı yıllarda yüzde 65-70, 2000’li yıllarda ise yüzde 70-75 civarına yükselmiştir. Yatırım ortamının iyileşmesi ile ekonominin ve yaşam kalitesinin artması sonucu, dışa bağımlılık oranının da giderek arttığı gözlemlenmektedir. Bunun yanında, Türkiye’nin jeostratejik konumundan dolayı enerji koridoru olma potansiyelinden henüz yeteri kadar yararlanılamaması, enerjide dışa bağımlılığı da artırmıştır. Ülke arz güvenliğinin sağlanması için elektrik üretiminde kaynak çeşitliliğinin sağlanması, doğal gaz ile petrol arama ve depolama çalışmalarına ağırlık verilmesi, enerji verimliliğine daha çok katkının yapılması ve dağıtım ile iletim altyapısının güçlendirilmesi gibi çok önemli çalışmalar yapılmaktadır. Mevcut enerji üretimi, kullanımı ve enerjiye ulaşım yöntemleri değiştirilmediği sürece enerji arz sorunu, tüm dünya ülkeleri gibi Türkiye için de büyük bir sorun olmaya devam ede...

ODUNDAN HİDROJENE ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ

  Giriş Tarihte ilk enerji kaynağı olarak odun kullanılmıştır. İlk enerji dönüşümü de 18. yüzyılda odundan kömüre geçiş olmuştur. İnsanlık tarihi boyunca, odundan sonra enerji kaynağı olarak kullanılan kömür ve petrol gibi fosil yakıtların toplam enerji tüketimi içindeki payları zaman içinde giderek artmış ve belirli bir doygunluk düzeyine eriştikten sonra, genellikle artış hızına yakın bir hızla azalmaya başlamıştır. Dünyada taş kömürü 1776 yılında, petrol ise 1859 yılında ilk kez üretilmeye başlanmıştır. 19. yüzyıl kömür yüzyılı olurken 20. yüzyıldan itibaren petrol, enerji dünyasında çok fazla yer almaya başlamıştır. Petrolün dünyanın bir numaralı enerji kaynağı olarak kömürü geride bırakması, keşfedilmesinden bir asır sonrasına, 1960’lı yıllara kadar sürmüştür. Petrole daha sonraki yıllarda doğal gaz eşlik etmeye başlamış olup, bu birliktelik günümüze kadar hala devam etmektedir. 2000’li yıllarda ise yoğun iklim değişikliği hareketleri sonucu düşük karbon ekonomilerine yönelim ...

TÜRKİYE ENERJİ GÖRÜNÜMÜNE BİR BAKIŞ

Resim
          Giriş İnsanlık tarihi boyunca, odundan sonra enerji kaynağı olarak kullanılan kömür ve petrol gibi fosil yakıtların, toplam enerji tüketimi içindeki payları zaman içinde giderek artmış ve belirli bir doygunluk düzeyine eriştikten sonra, genellikle artış hızına yakın bir hızla azalmaya başlamıştır. Yeni bir yakıtın (enerji kaynağının) üretimine önce en gelişmiş ülkelerde başlanmakta, daha sonra belirli aralıklarla diğer ülkelere yayılmaktadır. Dünyada taş kömürünün 1776 yılında, petrolün ise 1859 yılında ilk kez üretilmeye başlanmasına karşın, Türkiye’deki başlangıç tarihleri kömür için 1848 yılı, petrol içinse 1948 yılıdır. Yani Türkiye’de, kömür üretiminde 72 yıl, petrol üretiminde ise 89 yıl geç kalınmıştır. Osmanlı’nın parçalanmasına neden olan önemli etkenlerden biri de söz konusu enerji kaynaklarının üretimindeki bu başarısızlık olduğu düşünülmektedir. Bir enerji kaynağının yerini diğer bir enerji kaynağının alması tarih boyunca hep tekerrür etmiş...